fetiş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fetiş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ocak 2007 Salı

çocuk kitapları listem (bilinç akışı blm2-stream of conscious ch2)


Micheal Ende dedik, linki de verelim : www.1001kitap.com/Cocuk/cim_dugme_ve_lokomotifci_lukas/cim07atlikarinca.html

Kitabın tümü burdan okunabilir.

Çocukken okuduğum kitaplar olmasa bugün böyle olmazdım. (sağol anne,sağol baba,sağol memo) Çocuk Kalbi gibi vıcık acındırık çocuk klasiklerini okumadım hiç. Daha sonra merak edip elime aldığımda da tat vermedi.
İbret olsun diye çocuğa kitap okutulmaz. Ömer Seyfettin mesela, "Bomba" diye bir öyküsü vardır, ki Milli Eğitim Bakanlığınca tavsiye edilmektedir gor biçimde, ibretin doruk noktasıdır: Şimdi tam hatırlamıyorum, sanırım Ruslarla savaşan milislerden bir adam gidiyor, dönmüyor. KArısı merak içinde. Sonra bir takım milis adamları geliyor galiba, kadına beze sarılı ağır birşey veriyorlar, diyorlar ki:"Bu bombadır,bunu kocan saklamanı istedi, bunu sakın açma patlar.Sakla dursun." Kadın saklıyor ama dayanamayıp bakıyor.(çünkü kadın. erkek akıllı, kadınsa meraklı ve zaafı olan bir yaratık Ömer SEyfettin'e göre) NE GÖRÜYOR? Beyaz beze sarılı şey kocasının kafası! HAdi bakalım. Çocuğa böyle şey okutulur mu!
Ya "Zeytin Ekmek" adlı öyküye ne demeli? KAdın dul kalıyor sanırım, veya kocasından haber yok. Aç kalıyor. Üç beş zeytinle ufacık ekmek yiyor. Başka da varlığı yok. Eski mahallesinden arkadaşı var, süslü püslü, pahalı kıyafetlerle geziniyor. Bizim kızın aklına giriyor. "Erkeklerle arkadaşlık edeceksin" diyor,"namussuzluk bunun neresinde?" Kızcağızın başını hem açlık hem de zenginlik döndürüyor, kabul ediyor. Süslüyorlar püslüyorlar,zengin bir beyzadenin evine. Eğlenceden sonra eve gidiliyor. Kız çok aç. Adam farkediyor. Gece gece yiyecek bir şey de yok. Kızın önüne ne konuyor dersiniz? ZEYTİN EKMEK!! eh be ya. Bu ne acı ! Yazık değil mi bu çocuklara. Vicdan overdose!
Her neyse konumuza dönelim. İşte listem:

Benim Küçük Üçkağıtçım- wernström- cem yayınevi-1978
Çocuklar Yönetimde-dr.gormander-cem yayınevi-1976
Kırmızı Balon-Lamorrisse-cem yayınevi-1975
Şamatalı Köy-Astrid Lindgren-can yayınevi-1990
Pippi Uzunçorap (serisi)-Astrid Lindgren- can yayınevi-1991
İpek Ayaklı Kedi SAtemin-Jutta Richter-Çınar yayınları-1993
Küçük Cadı (isminden daha fazlası var içinde)-Otfried Preussler-Varlık Çocuk-1996
Pimpirik ile Sümsük-Micheal Ende- Kabalcı-1995
Çıplak Gergedan-Micheal Ende-Kabalcı-1995
Baskan Yayınları'nın yeşil sırtlı çocuk kitapları serisi ~1968

Benim Küçük Üçkağıtçım ve Çocuklar Yönetimde isimlerinden de anlaşıldığı gibi içinde kapitalizm eleştirisi barındıran kitaplar. Verilen mesajları bir daha düşündüm; siyasi değiller, toplumsallar ve çocuğun tarafsız siyasi gelişimine engel oluşturmuyorlar. Ama varolan düzen hakkında birşeyler fısıldıyorlar ve bunu da herhangi bir ekonomik sistem,millet veya vatan üstünden vermiyorlar. Kabak gibi,çiğ kıssadan hisseleri yok.Temelde birlik olmanın gücünü gösteriyorlar. E zaten pedogojik açıdan sorunsuz ki annem bana vermiş.
Kitapların ortak yönleri,karakterlerin kişiliklerinin detaylıca anlatılması ve sağlam bir zemine oturtulması. Sıradışı kahramanların en sıradışı noktalarının sıradan olmaları da sık sık vurgulanıyor. Bu küçükken bana çok cesaret verirdi, hele benim gibi kendiyle derdi olan,kendiyle sürekli yarışan bir çocuksanız bu sıradanlığın altının çizilmesi çok önemli.
Kitapları bulursanız okuyun. Ben de bu arada Baskan Yayınları'nın yeşil sırtlı serisinin eksik kitaplarını tamamlıycam. Bir tanesini aldım ama Emre'ye hediye ettim. Onun daha çok ihtiyacı vardı bu kitaba.

Güzel resimlenmiş,içini karıştırırken sizi durduran çocuk kitaplarını almaya çalışın. Fiyatları çok artmış,ben de farkettim. Hiç olmazsa sahaflardan toplayın. Çocuk kitapları güçlü silahlar oldukları için ileride ideolojik safsatayla doldurulabilir, basitleştirilebilir, çocukları kişilikten,bireylikten çıkarıp "agucugucuu" yapılacak dekorlara dönüştürebilir. Bence önlemimizi alalım. ALırken de eğlenelim . Fena mı?

Bilinç Akışı blm 1-Stream of Conscious ch1





-Tuhafiyeci soygunu yapıyorsak, düğme seçeneklerine bakmalıyız diye düşünüp, düğme resimlerine bakarken aklıma gelenlerden bir düşünce zinciri oluşturdum. Kalın yazılmış kelimelerin açılımları bu yazıdan yukarıya doğru tırmanacaktır.-

Düğmelerime küçüklüğümden beri sadığımdır. Fermuarlar tatsızdır, bu konuda mormonlarla aynı fikirdeyim. Babam düğmelerin "mahrem" olduğunu düşünür, hatta yolda düğme bulunca kesinlikle alır; çünkü ona göre düğmeler insanların parçalarıdır. Haksız sayılmaz. Ben de yerde düğme bulunca alırım, ama ben karga soyundan geldiğim için toplarım düğmeleri. Evdeki dikiş kutusunda bir sürü düğme var. Küçüklüğümden kalanların kullanılması yasak. Sıkılınca onlarla oyalanıyordum çünkü. Hatta anneannemde ayrı bir set düğmem var. Çocuk düğmeleri en güzeli,ama plastik oldukları için renkleri çabuk bozuluyor. Sanırım en iyi düğmeler, 1980'lerden kalan pardesü ve ceket düğmeleri. En az 2 santim çapında ve deliksiz oluyorlar, bu nedenle kıyafet düğmesinden çok kurabiye,şeker veya makine düğmesini andırıyorlar. Tamamen mat olanına rastlamadım; ya saydam plastik oluyorlar -ki bu da renkli gölgeler demek!- ya da başka bir renge dönüyorlar.
Düğme hakkında şöyle bir yazı yazmışım:
"Düğme çok bilgili bir eşyadır. Dört delikli santral operatörüdür. Sınırı da yoktur. Başlamaz, bitmez. Ömür boyu başa sarılıp kullanılabilir. Türlü maceraları ses çıkarmadan izler, yerinden kalkmadan gezer ve onlara tanık olur. Bazı durumlarda boynunu bükse de vatanından kolay kolay kopmaz."

Düğmelerden bahsedince aklıma "Cim Düğme ve Lokomotifçi Lukas" geldi. Bu bir çocuk kitabı,yazarı da fevkalade adam Micheal Ende.


-I thought; if we are to make a haberdasher robbery, then we should look at the variety of buttons.So i produced a chain of thoughts while looking at the pictures of buttons.The expansions of the words written bold will climb upwards as pieces of my strem of conscious.-

I've always been faithful to my buttons since i was a kid. I find zippers really unpleasant, i agree with Mormons on this subject. My father thinks that buttons are "intimate", he grabs them if he sees any on the ground when he's walking down the street; as he thinks that buttons are pieces of people. He has a point. I take the buttons i find on the street too, but that's because i'm a crow when it comes to shiny beautiful things.
We have plenty of buttons in our sewing box. I forbidded the use of the ones that remained from my childhood clothes. I used to play with them when i got bored; which i did frequently as a kid. I even got a different set of buttons at my grandma's. The buttons of children garments are the best, but their colors fade easily as they are cheap plastic. I guess the best ones are the buttons of topcoats of 80's. They are at least of 2cm. diameter, they don't have holes on top; therefore they remind you/me of either sugars and cookies or machine buttons. They are never mat, they are either transparent -which means colorful shadows hurra!- or they shine in a different color.
I once wrote about buttons:
"Button is a very wise prop. It is a telephone exchange officer. It has no boundaries. It doesn't start, it doesn't finish. It can be rewinded and used again again eternally. The button witnesses various adventures and travels without even moving. Even though he puts his head down sometimes, he never leaves his homeland. "

Talking about buttons reminded me of a children's book called "Jim Button and Luke the engine driver", by micheal ende, the magnificient man.